Eğitmen, Yazar, Koç, Gökhan OKÇU’nun anlatımı ve sunumuyla “ Neden 25. Saat ? ” Eğitimi 13 Haziran 2020 tarihinde saat 16:00’da Zoom-Webinar uygulaması üzerinden online olarak, 80 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
Eğitmen, Yazar, Koç, Gökhan OKÇU, anlatımında özetle aşağıdaki konulara yer vermiştir;
Neden ? 25. Saat Etkisi
İnsanların harekete geçebilmeleri için nedenlere ihtiyaçları vardır. O zaman insan olarak bizim bu dünyada bulunma sebebimiz kendimiz için nedenler bulmak, başkaları için nedenler oluşturmaktır.
O halde…
Bir NEDEN bul kendin için, bir Neden Oluştur başkaları için
Biz insanlar sanırız ki bir gün 24 saat. HAYIR bir gün 25 saat.
Yirmi dört saatini sen yaşarsın…
Yirmi beşinci saat senin gıyabında kapalı kapıların ardında, senden ırakta başkaları tarafından yaşanır.
Veeee bu hayatta sana ne olacağını da hep o 25. Saat belirler…
Beklenti yönetimi ve şaşırma psikolojisini 25. Saat adı altında eğlenceli bir dille aktarıldığı seminer hakkında Okçu “Profesyonel iş hayatında üç şeyi yönetiriz. Etkili İletişim, İlişki Yönetimi ve Algı Yönetimi. Bunları insan beyninin pratik çalışma mekanizmaları ile birleştiriyor, çalışma hayatının içinden güncel örneklerle anlatıyoruz.” dedi.
Seminerde, bir günün aslında 24 saat değil, 25 saat olduğunu vurgulayan Okçu 24 saatini sen yaşarsın, 25. Saat senin gıyabında, kapalı kapıların ardında başkaları tarafından yaşanır.” “İnsan beyni Nedensiz hareket etmez, mutlaka bir nedenin olsun, ama güçlü olsun, yolunu kendin bulursun… Bir neden ver çevrendeki insanlara, güçlü olsun, senin için orada bulunsun. Çünkü İnsan Beyni rutinden çıkanı takip eder” dedi. Okçu iş hayatından ve yaşamdan rutinin dışına çıkanlardan verdiği örneklerde farkındalık sağlayacak bilgiler paylaştı.
Eğitim programında insanın yirmi dört saatte yaşadığı günün sonrasında yaşanan yirmi beşinci saatin onun gıyabında kapalı kapılar ardında, başkaları tarafından yaşandığı, hayatımızda nelerin olacağı, nasıl yön bulacağını ise bu yaşanan yirmi beşinci saatin belirlediği, gerek aile, eş, dost, akraba, gerekse iş ile ilgili kurduğumuz ilişkilerde karşılıklı oluşturulan güven, samimiyet ve sevginin ilişkinin iki önemli ayağı olduğu, yaşam eğrimizdeki beklentilerimiz, aldığımız görevler, hayatın sürprizleri, travmaları ile hayatta ne yaparsak görev olarak değil sevgiyle yapmamız, rutinin dışına çıkmamız, bizi herkesten farklı yapacağı Gökhan OKÇU’nun kendine özel sunumuyla anlatıldı.
Okçu, iş hayatından ve yaşamdan rutinin dışına çıkanlardan verdiği örneklerde farkındalık sağlayacak bilgiler paylaştı.
Beklenti yönetimi ve şaşırma psikolojisini 25. Saat adı altında eğlenceli bir dille aktaran Okçu “Profesyonel iş hayatında üç şeyi yönetiriz. Etkili İletişim, İlişki Yönetimi ve Algı Yönetimi. Bunları insan beyninin pratik çalışma mekanizmaları ile birleştiriyor.
Hayatı, gününü, saatini erteleme. Hayatı anında yaşa. Bu yaşam sona erebilir. Hazır olun. Hemen karar verin. Yarın geç olabilir. Fırsatlara hazır olmak gerekir. Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz, Yarına kalacaksa bugün olmaz. Bütün mesele hazır olmakta. “Hayatta olabileceğiniz en güzel yer, bir duanın içinde yer almaktır.” Bu anlayışla yaşarsak sorun yaşanmaz. Ne yaptığımızı biliyoruz fakat neden yaptığımızı bilmiyoruz. Temeli sağlam olmayan ev inşa ediyoruz. Hayatımızdaki keşkeleri azaltmamız gerekir. Bulan arayandır. İnsanın odağı ne ise beyin oraya yöneliyor. Hayatta nelerden çok güçlü nedenlerin önemi vardır. Bir nedenin olsun, güçlü olsun, yolunu kendin bulursun. Bir neden ver onlara, güçlü olsun, yollarını kendileri bulsun. Bir neden ver onlara, güçlü olsun ama çok güçlü olsun; Senin olmadığın yerde, senin için orada bulunsun. Nedenlerin güçlü ise nasılların kolay olur. Feda, cefa, vefa çok önemli. kullandığımız en güzel kelimeler fedakâr, cefakâr ve vefakârdır. Bu kelimeler birleşik kelimeler ve iki kelimenin birleşiminden oluşur. Kelimeleri daha önce hiç böldünüz mü bilmiyorum ama böldüğünüz zaman çok anlamlı bir bütüne ulaşıyoruz. Fedakâr = Feda + kâr, Cefakâr = Cefa + kâr, Vefakâr = Vefa + kâr: Her üç kelimede bize bir şeyler söyler. Feda edersen kâr edersin. Cefa çekersen kâr edersin. Vefa edersen kâr edersin.
Ancak bu kelimeler beynimizin en az maliyet, en iyi hayat denkleminden dolayı yazılıma ters düşer. İnsan beyni feda, cefa ve vefaya çok da uygun bir beyin değil. Bu kelimeler daha çok dünyanın yazılımı ile uyumludur. Emeksiz yemek olmaz! Öte yandan kâr yaklaşımlarına baktığımda beynimizin yazılımına en uygun kelime sefakârdır :). Ancak böyle bir kelime de yok! Tabii insanın kendi yazılımına uydurduğu başka kelimeler var. Bunlar da anlamlı bir bütünü ifade eden bileşik kelimelerdir. Mesela; sahtekâr, riyakâr, hilekâr, günahkâr, isyankâr… Bunlar da bölündüğü zaman anlamlı bir bütün oluştururlar. Bir şeye hile, sahte, riya karıştırırsan kâr edersin diyor. Ve buradaki en ilginç taraf şudur. Sahte, riya ve hile de kârlar çok hızlı gelir. Anlıktır yani. Hileyi karıştır, hooop kâr cepte… Yani benzine su karıştır, süte su karıştır, ağır çeksin diye hafif ürünlerin içine taş, demir vs. karıştır… Kâr hemen cepte. Ya da isyankâr! İstediğin şeyle ilgili isyan et, insanlara illallah dedirt, seninle mi uğraşacağız deyip istediğini sana versinler. Kâr hooop cepte. Ancak bir süre sonra yalnızlaşmaya başlarsın ve etrafındaki insanlar senden uzaklaşmaya başlar. Zaman içerisinde hayatını kolaylaştırmak yerine zorlaştırdığını fark edersin. Yani bu ikinci grup kârlar geçicidir. Bununla birlikte feda, vefa, cefa alanlarında kârlar geç gelir ama en önemli özelliği kalıcıdır. Yani tam anlamıyla senindir. Çünkü öncesinde ödenmesi gereken bedeller ödenmiştir. İnsanın değerlerinden ve birlikte yaşamanın eşiğini oluşturan toplumsal normlardan ayrılmaması önemlidir. Çünkü insan değerlerinden vazgeçtiği anda hile, sahte ve riya ile sonuca ulaşır. Kısa vadeli kalıcı olmayan hızlı gelen kârlara aldanır. Ancak mutluluk, başarı ve huzur öteki taraftardır. Feda, vefa ve cefa ile geç gelen, bedeli ödenmiş ve kalıcı kârlardadır.
Kâr yaklaşımları ile ilgili en sevdiğim kelimelerden bir tanesi de bestekârdır. İyi bestelerin 50 bin dolardan başladığını düşünürsek oldukça kârlı bir yaklaşım :). Bununla birlikte denemiş birisi olarak da söylüyorum; beste yapmak, söz yazmak da öyle her babayiğidin harcı değil. Geri planında ne var derseniz, üç tane kelime…
Buradan sizde kalmasını istediğim en önemli nokta ve şifre ile kastettiğim şey; bu dünyada nedenler bulmak istiyorsanız, önce kendi yazılımınızı yenmek ipleri kendi elinize almak zorundasınız. İşte insanın hayattaki sınavı da burada başlar. Bu dünyada herkes hak ettiğini yani bedelini ödediği şeyi bulur. Buradaki handikap, beyin kısa yoldan en az maliyetle sonuca ulaşmak ister. Seni her seferinde yanıltacaktır. İşte bu yüzden yazılımı yenmek zorundayız. O halde aramaya devam. Bir sonraki yazıya kadar lütfen huzur arayın ve huzur bulun.
İnsanların yokluğunda neler söylendiğinin o insanlar için oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Okçu, “Bizim yokluğumuzda bizimle ilgili neler söylendiği bizim geleceğimizi belirler” dedi.
İhtiyaçlarını onlar söylemeden fark eden ve ona doğru çözüm üreten insanların kişiler tarafından sevildiğine dikkat çeken Okçu, 25. Saati olumlu olarak çalıştırmanın en kolay yolunun işini sevmek olduğuna vurgu yaptı.
Okçu eğitimde ayrıca, etkili iletişim, ilişki yönetimi, algı yönetimi, beklenti, sürpriz, hayal kırıklığı, görev tanımı gibi konularda da katılımcılara ayrıntılı bilgi aktardı.
Anlatım ve sunum sonrasında Eğitmen, Yazar, Koç, Gökhan OKÇU, katılımcıların sorularını cevaplandırmıştır.
